Lida | Orjinal Lida Resmi Satış Sitesi - Kargo ÜCRETSİZ!


Tüberküloz ve grip gibi enfeksiyon hastalıklarının önde gelen ölüm nedenleri arasında yer aldığı geçen yüzyılın ortalarına kadar yağ oranı yüksek, kalorisi yüksek beslenmenin hastalıklara karşı bir miktar koruma sağlayacağı ve iyileşmeye yardımcı olacağı düşünülürdü. 1950′lerde bile, sağlıklı bir beslenme kahvaltıda yumurta, salam ve üzerine tereyağı sürülmüş kızarmış ekmek, akşam yemeğinde biftek ve et suyu soslu patates püresi anlamına geliyordu.

Yiyeceklerle aramızdaki rahat, neredeyse pervasız ilişki İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bir araya gelen bir dizi araştırmayla sonsuza dek değişti. 1940′larm sonlarında ve 1950′lerin başlarında yapılan geniş araştırmalar hızla artan kalp hastalığı oranlarının bir nedeni olarak beslenme üzerinde durmaya başladı. 1956′da Ancel Keys adlı bir bilim adamı Yedi Ülke Araştırması adı verilen uluslararası bir araştırmaya başladı. Bu araştırma, doymuş yağ ile kalp hastalığı arasında güçlü bir bağlantı olduğunu ortaya çıkardı. Genel olarak bir ülkenin beslenmesinde doymuş yağ oranı ne kadar fazlaysa kalp hastalığı oranı da o kadar yüksekti. Enteresan bir şekilde Keys ve meslektaşları beslenmedeki toplam yağ miktarıyla kalp hastalığı arasında bir bağlantı bulamadı. Aslında araştırmadan kalp hastalıklarının en az görüldüğü Girit’te ortalama toplam yağ tüketimi, zeytinyağının bol kullanılmasından ötürü en fazlaydı. Yaklaşık aynı zamanlarda Framingham Kalp Araştırması, Massachusetts’in Framingham kasabasında yaşayan beş bini aşkın kadın ve erkeğin sağlığını ve alışkanlıklarını takip etmeye başladı. İlk bulgulardan biri kanda yüksek oranda kolesterolün genelde pusudaki kalp hastalığının ilk işaretlerinden biri olduğuydu. Bu ve diğer önemli araştırmalar kalp hastalığı yolunda beslenmeye anahtar bir unsur olarak işaret etti.


Yorum Yazın


Ana Bilgiler

Yazılanlar

Katalog

Anahtar Kelimeler

Kullanıcılardan